Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayla Yıldız: En büyük risk, belirtileri görmezden gelmek

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayla Yıldız, sindirim sistemi hastalıklarında erken tanının önemine dikkat çekerek, gastroskopi ve kolonoskopinin yalnızca hastalıkların teşhisinde değil, bazı hastalıkların önlenmesinde de önemli rol oynadığını açıkladı.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Dr. Ayla Yıldız, İç Hastalıkları uzmanlığının ardından Gastroenteroloji yan dal uzmanlığını Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamladı. Akademik çalışmalarının ve kamu hastanelerindeki görevlerinin ardından mesleki çalışmalarını kendi kliniğinde sürdüren Yıldız, yıllara dayanan deneyimini hasta odaklı bir yaklaşımla birleştiriyor.
“HASTANIN KENDİNİ
GÜVENDE HİSSETMESİ DE
TEDAVİNİN BİR PARÇASI”
Gastroenteroloji pratiğinde yalnızca doğru tanının değil, hastanın süreç boyunca kendini güvende hissetmesinin de önemli olduğunu vurgulayan Dr. Yıldız, klinik yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor:
“Kamu ve özel sektörde edindiğim deneyimler, hastaların yalnızca tıbbi değerlendirmeye değil, aynı zamanda sürecin nasıl ilerleyeceğine dair güven duymaya da ihtiyaç duyduğunu gösterdi. Bu nedenle randevu ve işlem süreçlerinin düzenli ilerlediği, teknik donanımın ve hijyen standartlarının ön planda tutulduğu bir ortam oluşturmayı hedefledim.”
Özellikle endoskopik işlemler söz konusu olduğunda hastaların kaygılarının anlaşılması gerektiğini belirten Yıldız, “Hastanın korkusunu küçümsemek yerine, ona işlemi doğru anlatmak ve güvenli bir ortam sunmak gerekir” değerlendirmesinde bulunuyor.
GASTROSKOPİ VE KOLONOSKOPİ:
SADECE TANI DEĞİL, ERKEN MÜDAHALE FIRSATI
Gastroskopi ve kolonoskopi, gastroenteroloji pratiğinde en sık kullanılan endoskopik tanı yöntemleri arasında yer alıyor.
Gastroskopi ile yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı değerlendirilirken; kolonoskopi ile kalın bağırsak ve gerekli durumlarda terminal ileum incelenebiliyor. Ancak kolonoskopinin önemi yalnızca hastalık tespit etmekle sınırlı değil. Kolonoskopi sırasında saptanan ve ileride kansere dönüşme potansiyeli taşıyabilen bazı poliplerin aynı işlem sırasında çıkarılabilmesi, yöntemi koruyucu sağlık açısından da değerli hale getiriyor.
“Günümüzde endoskopik işlemler, uygun koşullarda ve gerekli hazırlıklarla hastaların konforu gözetilerek gerçekleştirilebiliyor. Bu nedenle yalnızca korku veya kaygı nedeniyle gerekli bir işlemi ertelemek doğru bir yaklaşım değil.” diyen Dr. Yıldız, hastaların endoskopik işlemlerle ilgili en büyük endişelerinden birinin ağrı ve rahatsızlık hissi olduğunu belirterek, uygun hastalarda uygulanan sedasyon yöntemlerinin işlem konforunu artırabildiğini ifade ediyor.
KOLON KANSERİNDE
EN ÖNEMLİ KELİME: ‘ERKEN’
Kolorektal kanserler dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini dile getiren Dr. Ayla Yıldız, “Bununla birlikte, tarama programları sayesinde riskli lezyonların erken dönemde saptanması ve bazı poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması mümkün olabiliyor. Bu nedenle yaşa, kişisel risklere ve aile öyküsüne uygun tarama programlarının uygulanması büyük önem taşıyor.
Ortalama risk grubundaki bireylerde kolorektal kanser taramasının 45 yaş civarında başlaması birçok güncel kılavuzda öneriliyor. Ailede kolon kanseri veya ileri dereceli polip öyküsü bulunanlar ya da bazı özel risk gruplarında yer alan kişilerde ise tarama daha erken yaşlarda ve farklı aralıklarla planlanabiliyor.
Kolonoskopiden korkmak yerine, erken tanı fırsatını kaçırmaktan korkmak gerekir. Çünkü kolonoskopi, yalnızca mevcut bir hastalığı ortaya çıkarmak için değil, uygun hastalarda kanser gelişimini önlemeye yönelik bir fırsat olarak da değerlendirilebilir.” dedi.
“HER MİDE YANMASI AYNI DEĞİLDİR”
Gastroenterolojide sık karşılaşılan sorunlardan birinin de birbirine benzeyen şikâyetlerin farklı hastalıklardan kaynaklanabilmesi olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayla Yıldız, “Örneğin reflü; mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkabilir ve göğüste yanma, ağza acı veya ekşi sıvı gelmesi gibi şikâyetlere neden olabilir.
Gastrit, mide mukozasında gelişen inflamasyonu ifade ederken; ülser mide veya onikiparmak bağırsağında daha derin doku hasarının oluşmasıyla karakterizedir. Şikâyetlerin birbirine benzeyebilmesi nedeniyle her hastada aynı yaklaşımın uygulanamayacağından, gerekli görülen durumlarda endoskopik değerlendirme tanı sürecinin önemli bir parçasıdır. Hastanın yalnızca şikâyetini değil, yaşını, tıbbi öyküsünü, kullandığı ilaçları ve risk faktörlerini birlikte değerlendirmek gerekir.” ifadelerini kullandı.
GAİTADA GİZLİ KAN
POZİTİF ÇIKTI: ‘KANSER MİYİM?’
Gaitada gizli kan pozitifliği ile alakalı hastaların en sık yaptığı hatanın, sonucu ya gereğinden fazla önemsemek ya da tamamen göz ardı etmek olduğunu belirten Dr. Ayla Yıldız, konuyla ilgili şunları paylaştı:
“Tarama programlarında kullanılan gaitada gizli kan testi, dışkıda gözle görülmeyen kanamaların saptanmasına yardımcı olan önemli bir tarama aracıdır. Ancak testin pozitif çıkması tek başına kolon kanseri tanısı anlamına gelmez.
Pozitif sonuç farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğinden, sonucun hekim tarafından değerlendirilmesi ve gerekli görüldüğünde kolonoskopi gibi ileri incelemelerle nedenin araştırılması gerekir.”
“SAĞLIĞINIZI ERTELEMEYİN”
Gastroenteroloji uzmanlığının yalnızca hastalıkları tedavi etmekten ibaret olmadığını ifae eden Dr. Ayla Yıldız, “Bazen küçük görünen bir şikâyet, daha ayrıntılı bir değerlendirmeyi gerektirebilir. Bazen de hiçbir şikâyeti olmayan bir kişide yapılan tarama, ileride ciddi bir hastalığa dönüşebilecek bir lezyonu ortaya çıkarabilir. Sindirim sistemiyle ilgili şikâyetlerinizi alışkanlık haline getirip ertelemeyin. Kontrollerinizi yaşınıza ve risk durumunuza göre planlayın. Çünkü erken tanı, yalnızca hastalığı erken yakalamak değil; bazen hastalığın hiç ortaya çıkmamasını sağlamak anlamına da gelebilir.” diyerek, erken tanı ve koruyucu sağlık yaklaşımının önemini vurguluyor.



