08.10.2026 - Sektör Aydın
REKLAM ALANI

Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız: Yasaklarla değil, dengeyle gelen sağlık

Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız: Yasaklarla değil, dengeyle gelen sağlık

Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız, sürdürülebilir beslenmenin sırlarını ve ‘ikinci beynimiz’ bağırsak mikrobiyotasını güçlendirmenin altın kurallarını açıklıyor.

 

Pazartesi başlayan ve ilk kaçamakta suçluluk duygusuyla terk edilen kısıtlayıcı diyetler geride kalıyor. Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız, diyet kültürünün yarattığı zihinsel baskıyı kırarak sağlıklı beslenmenin bir ‘yasaklar listesi’ değil, hayat boyu sürdürülebilir bir yaşam tarzı olduğunu vurguluyor. Bağırsak mikrobiyotasından ‘ikinci beynimiz’ olarak bahseden Yıldız, tabağımızdaki lifli gıdalardan probiyotiklere kadar sağlığımızın anahtarını sunuyor.

Aynanın karşısına geçip “Bugün yine diyeti bozdum” hissiyle başlayan o tanıdık pişmanlık duygusu, Pazartesi sabahları büyük bir motivasyonla başlayan ancak ilk akşam tabağa eklenen küçük bir kaçamakla “nasıl olsa bozuldu” diyerek rafa kaldırılan diyetler, aslında beslenmeye dair bakış açımızı yeniden sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız, bu noktada diyet kavramının zihnimizde yarattığı kısıtlayıcı imajı yıkarak sürdürülebilir beslenmenin kapılarını aralıyor.

“YASAKLANAN GIDA CAZİBESİNİ ARTIRIR”

Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız, “Bir besini hayatınızdan tamamen yasakladığınızda, zihniniz doğrudan o besine odaklanır. Yasaklanan gıda, cazibesini artırır ve onu tükettiğiniz an derin bir suçluluk duygusu doğar. Oysa Dünya Sağlık Örgütü, sağlıklı beslenmeyi tek tip kısıtlamalarla değil; yeterlilik, denge, ölçülülük ve çeşitlilik ilkeleriyle tanımlar. Beslenme süreci tek bir günün kusursuz geçmesi değil, uzun vadede tekrarlanan kalıcı ve sağlıklı alışkanlıkların bir toplamıdır.” diyor.

KARBONHİDRAT DÜŞMANIMIZ DEĞİL

Son yıllarda diyet listelerinden adeta bir düşman gibi çıkarılmaya çalışılan karbonhidratlar konusunda da ezber bozan uyarılarda bulunan Bilgenur Temel Yıldız, vücudun ana enerji kaynağını tamamen kesmenin fizyolojik ve psikolojik olumsuzluklarına dikkat çekiyor. Önemli olanın karbonhidratı tamamen hayatımızdan çıkarmak değil, tabağımıza koyduğumuz kaynağın kalitesi olduğunu belirten Yıldız, Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği lif yönünden zengin kaynakları şöyle sıralıyor:

“Karbonhidratlar vücudumuzun ve özellikle beynimizin temel enerji deposudur. Onları diyetten tamamen silmek yerine; yulaf, bulgur, tam tahıllar, taze sebzeler, meyveler ve kuru baklagiller gibi kaliteli ve lifli kaynakları tercih etmeliyiz. Bu besinler hem uzun süre tok tutar hem de sindirim sistemimizin düzenli çalışmasını sağlar.”

KAÇAMAK YAPTIM,
DİYET BOZULDU DÜŞÜNCESİ

Birçok kişinin diyet sürecini yarıda bırakmasına neden olan ‘ya hep ya hiç’ mantığına da değinen Yıldız, yoğun bir iş gününde veya sosyal bir davette kontrolden çıkan tek bir öğünün tüm emekleri sıfırlamayacağını hatırlatıyor. Yol kaza olarak görülen bir kaçamağın ardından “nasıl olsa diyetim bozuldu” diyerek günün geri kalanında kontrolsüzce yemek yemek yerine, hiçbir şey olmamış gibi bir sonraki öğünde normal ve dengeli beslenme rutinine dönülmesinin sürecin başarısındaki en kritik adım olduğunu ifade ediyor.

KİLO VERME SÜRECİNDE
PSİKOLOJİK YAKLAŞIMIN ÖNEMİ

Tabağımıza koyduğumuz porsiyonlar kadar zihnimizden geçen düşüncelerin de kilo verme sürecini doğrudan etkilediğini belirten Yıldız, yeme davranışının arkasında yatan stres, uyku kalitesi ve duygusal dalgalanmalara dikkat çekiyor. “Serbest” veya “yasak” gibi siyah-beyaz yaklaşımlar yerine daha esnek ve şefkatli bir tutum benimsenmesi gerektiğini ifade eden deneyimli diyetisyen, duygusal yeme krizlerinin önüne geçebilmek için psikolojik dengenin korunmasının şart olduğunu belirtiyor.

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI:
İKİNCİ BEYNİMİZ NE KADAR ÖNEMLİ?

Sağlıklı beslenmenin sadece kilo vermekle sınırlı olmadığını, genel vücut sağlığının temelinin bağırsaklarda atıldığını belirten Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız, son yıllarda bilim dünyasında ‘ikinci beyin’ olarak adlandırılan bağırsak mikrobiyotasına ayrı bir parantez açıyor.

Bağırsaklarımızda bizimle uyum içinde yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu muazzam ekosisteme bağırsak mikrobiyotası dendiğini açıklayan Yıldız, bu trilyonlarca dost bakterinin sadece sindirimle kalmadığını, bağışıklık sisteminin güçlenmesinden metabolizmanın düzenlenmesine ve hatta beyinle çift yönlü iletişim kurarak ruh halimize kadar pek çok alanda hayati rol oynadığını ifade ediyor.

LİFLİ BESİNLERİN ÖNEMİ

Mikrobiyotamızdaki yararlı bakterileri beslemenin en etkili yolunun diyet lifleri olduğunu belirten Yıldız, liflerin fermente edilmesiyle vücut için son derece kıymetli olan kısa zincirli yağ asitlerinin ortaya çıktığını aktarıyor. Tek bir besine mucizevi anlamlar yüklemek yerine; mercimek, nohut, fasulye, sebze ve meyveler gibi zengin ve çeşitli lif kaynaklarını günlük beslenmeye yaymanın esas olduğunu belirtiyor.

İKİNCİ BEYNİMİZİ KORUMAK İÇİN
GÜNLÜK HAYATTA NELER YAPILABİLİR?

Bağırsak sağlığını korumanın ve mikrobiyotayı güçlendirmenin karmaşık yollardan veya pahalı takviyelerden geçmediğini belirten Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız, günlük hayatta uygulanabilecek altın değerindeki pratik tavsiyelerini şöyle tamamlıyor:

“Sağlıklı bir bağırsak florası için öncelikle mutfağınızdaki bitkisel çeşitliliği artırın. Tabağınızda farklı renklerde sebze, meyve ve kuru baklagillere yer açın. Tam tahılları, cevizi, bademi ve tohumları dengeli bir şekilde günlük öğünlerinize dahil edin. Soframızın geleneksel lezzetleri olan ev yapımı yoğurt ve kefir gibi fermente besinleri düzenli tüketin. Gün içinde bol su içmeyi, hareket etmeyi ve kaliteli uyumayı ihmal etmeyin. En önemlisi de bilinçsiz antibiyotik kullanımından ve bağırsak florasını tahrip eden aşırı işlenmiş, paketli gıdalardan olabildiğince uzak durun.”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ