Kardiyoloji Uzmanı Dr. İbrahim Kocaoğlu ile kalp sağlığında bütüncül yaklaşım

Kardiyoloji Uzmanı Dr. İbrahim Kocaoğlu, kalp ve damar hastalıklarında klasik tanı yöntemlerinin yanı sıra beslenme düzeni, aktif yaşam tarzı ve diyetisyen desteğiyle hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedeflediklerini belirtti.
Tıp eğitimini 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayan, TUS Türkiye 12’ncisi olarak Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi gibi önemli merkezlerde uzmanlık ve deneyim kazanan Kardiyoloji Uzmanı Dr. İbrahim Kocaoğlu, kardiyolojik değerlendirmelerde hastayı sadece kalbiyle değil, tüm metabolik durumuyla bir bütün olarak ele almanın önemini vurguladı.
SADECE KALBE DEĞİL
TÜM METABOLİZMAYA ODAKLANAN YAKLAŞIM
Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bayılma, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetersizliği ve ritim bozuklukları gibi temel alanlarda kardiyolojik takibin aksatılmaması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Kocaoğlu; EKG, efor testi, ritim ve tansiyon holter ile kalp pili kontrollerinin tanı ve takip sürecindeki kritik rolüne değindi.
Kalp sağlığının kilo, beslenme, diyabet ve yaşam tarzından ayrı düşünülemeyeceğini ifade eden Kocaoğlu, “Amacımız yalnızca hastalığı tedavi etmek değil; hastanın daha iyi, daha aktif ve daha kaliteli bir yaşam sürmesine katkı sağlamak. Hastaya sadece ‘kilo verin’ demek yeterli değil. Obezite, insülin direnci ve kolesterol yüksekliği gibi faktörleri dikkate alarak bunu diyetisyen desteğiyle sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde nasıl gerçekleştireceğini birlikte planlamak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
“LİPÖDEM SADECE
KİLO PROBLEMİ DEĞİL”
Lipödemin özellikle kadınlarda bacaklarda simetrik yağ dokusu artışı, ağrı, hassasiyet, ağırlık hissi ve kolay morarmayla kendini gösterebilen kronik bir durum olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Kocaoğlu, bu hastaların yıllarca sadece kilo problemi varmış gibi görülebildiğini ancak tablonun sıradan bir bölgesel yağlanma olmadığını ifade etti. Yaşam kalitesini düşüren bu durumun öncelikle venöz yetmezlik ve lenfödem gibi dolaşım rahatsızlıklarından ayırt edilmesi gerektiğini belirten Kocaoğlu; dolaşımı desteklemeye yönelik uygulamalar, hareket planlaması ve beslenme desteğiyle temel hedefin estetik değişimden ziyade ağrı ve ağırlık hissini azaltmak ile hareket kabiliyetini artırmak olduğunu söyledi.
KALP İÇİN ERKEN UYARI BELİRTİLERİ
VE KORUYUCU SAĞLIK ÖNLEMLERİ
Kalp rahatsızlıklarının her zaman şiddetli bir göğüs ağrısıyla başlamayabileceği uyarısında bulunan Uzm. Dr. İbrahim Kocaoğlu, “Daha önce rahat yaptığınız bir şeyi artık yapmakta zorlanıyorsanız, nedenini araştırın” diyerek vatandaşları uyardı.
Eforla gelen göğüste baskı veya yanma, nefes darlığı, çabuk yorulma, tekrarlayan çarpıntı, bayılma hissi ve bacaklarda yeni gelişen şişlik gibi belirtilerin “strestendir” denilerek ertelenmemesi gerektiğini ifade eden Kocaoğlu; tütün ürünlerinden uzak durma, tansiyon, kolesterol ve kan şekerini takip etme, bel çevresi ile kiloyu kontrol altında tutma, uykuyu ihmal etmeme ve düzenli hareket etme gibi temel alışkanlıkların kalp ve damar sağlığını korumada en etkili önlem olduğunu sözlerine ekledi.
EECP İLE DOLAŞIM DESTEĞİ
VE TAMAMLAYICI SİSTEMLER
Kardiyolojik değerlendirmeler sonucunda ihtiyaç duyulan destekleyici yöntemler hakkında bilgi veren Uzm. Dr. İbrahim Kocaoğlu, girişimsel olmayan EECP (Geliştirilmiş Dış Karşıt Atım) tedavisinde bacaklara yerleştirilen özel manşonların kalp ritmiyle uyumlu şekilde şişip boşalarak dolaşımı ve kalbin kanlanmasını desteklemeyi hedeflediğini kaydetti.
EECP tedavisi kimler için uygundur?
Bu yöntemin ilaç tedavisine rağmen göğüs ağrıları süren koroner arter hastalarında, stent veya bypass sonrası yakınmaları devam edenlerde, seçilmiş kalp yetersizliği olgularında, ameliyat olmak istemeyen veya yüksek riskli hastalarda değerlendirilebildiğini belirten Kocaoğlu, EECP’nin her hastaya rutin uygulanacak bir yöntem olmadığını, öncesinde mutlaka ayrıntılı bir kardiyolojik değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı. Kocaoğlu ayrıca, kalbin elektriksel aktivitesinden elde edilen verileri analiz eden tamamlayıcı tanı sistemlerinin de (Cardisio vb.) klasik incelemelerin yerine değil, tanı sürecini destekleyen birer unsur olarak kullanıldığını aktardı.



